İklim değişikliği vardır; fakat her sinoptik olayı iklime bağlamak bilim değil, analitik kaçıştır. İklim uzun dönem istatistiktir, sinoptik ise dinamik süreç. Nedensellik kurmadan yapılan “iklim” vurgusu, meteoroloji değil entelektüel tembelliktir.
Mevcut kış sezonu, doğulu (easterly) QBO fazı etkisinde ilerlemektedir. Bu durum, özellikle yüksek enlemlerde stratosfer-troposfer etkileşimini zayıflatmadan, polar sirkülasyonun dalgalanmalara daha açık hâle gelmesine zemin hazırlar. Buna eşlik eden Avrasya kar örtüsü artışı, yüzey albedosunu yükselterek alt troposferde soğuk havanın kalıcılığını desteklemiş, termal kontrastları keskinleştirmiştir.
Eş zamanlı olarak La Niña, Batı Pasifik’te konvektif faaliyetleri kilitleyerek Walker dolaşımını güçlendirmiş; kuvvetlenen alizeler yoluyla atmosferden okyanusa doğru sürekli negatif açısal momentum (−AAM) transferi gerçekleşmiştir. Atmosferik AAM’in negatifte kalması, zonal akışın zayıflamasına ve gezegen dalgalarının genlik kazanmasına neden olmuştur. Bu kombinasyon, −AO / −NAO rejimini daha kalıcı ve derin hâle getiren temel dinamik zemini oluşturmuştur.
Ortaya çıkan patern değişimiyle birlikte polar jet akımı ortalama enlemlerden güneye doğru deplase olmuş, özellikle upstream ridge (Kuzey Pasifik–Batı Kuzey Amerika hattı) desteğiyle Kuzey Amerika üzerinde kuvvetli bir Arktik hava boşalımı gerçekleşmiştir. Kıta üzerinde hızlanan jet çekirdeği, soğuk hava kütlesini yalnızca karasal alanlarla sınırlı bırakmayarak, Atlantik’e kadar taşıyacak bir dalga kılavuzu oluşturmuştur.
Jetin arka tarafında gelişen güçlü arktik soğuk adveksiyonu, Kuzey Atlantik’te baroklinik kontrastı keskinleştirerek ardışık ve derin siklogenezleri tetiklemiştir. Genel akış zonal karakterini korurken, Avrupa–Akdeniz havzasında downstream jet etkileşimi akışı giderek meridyenel bir yapıya zorlamış; bu durum siklon yollarının Güney ve Batı Avrupa üzerinden Doğu Akdeniz ve Türkiye’ye kadar açık kalmasına neden olmuştur.
Bu sinoptik kurgu altında, önümüzdeki süreçte Batı ve Güney Avrupa kıyıları başta olmak üzere fırtınalı ve yer yer aşırı yağışlı sistemlerin aralıklarla etkili olması beklenmektedir. Türkiye özelinde ise özellikle batı ve güney kıyı kesimlerde, yaklaşık bir hafta boyunca aralıklı yağışlı havaların zaman zaman ülke geneline yayılması, kıyı bölgelerde su baskınları ve kuvvetli rüzgâr ile fırtına riskini artırmaktadır.
Bu sürecin uzama olasılığı var.
Mevcut kış sezonu, doğulu (easterly) QBO fazı etkisinde ilerlemektedir. Bu durum, özellikle yüksek enlemlerde stratosfer-troposfer etkileşimini zayıflatmadan, polar sirkülasyonun dalgalanmalara daha açık hâle gelmesine zemin hazırlar. Buna eşlik eden Avrasya kar örtüsü artışı, yüzey albedosunu yükselterek alt troposferde soğuk havanın kalıcılığını desteklemiş, termal kontrastları keskinleştirmiştir.
Eş zamanlı olarak La Niña, Batı Pasifik’te konvektif faaliyetleri kilitleyerek Walker dolaşımını güçlendirmiş; kuvvetlenen alizeler yoluyla atmosferden okyanusa doğru sürekli negatif açısal momentum (−AAM) transferi gerçekleşmiştir. Atmosferik AAM’in negatifte kalması, zonal akışın zayıflamasına ve gezegen dalgalarının genlik kazanmasına neden olmuştur. Bu kombinasyon, −AO / −NAO rejimini daha kalıcı ve derin hâle getiren temel dinamik zemini oluşturmuştur.
Ortaya çıkan patern değişimiyle birlikte polar jet akımı ortalama enlemlerden güneye doğru deplase olmuş, özellikle upstream ridge (Kuzey Pasifik–Batı Kuzey Amerika hattı) desteğiyle Kuzey Amerika üzerinde kuvvetli bir Arktik hava boşalımı gerçekleşmiştir. Kıta üzerinde hızlanan jet çekirdeği, soğuk hava kütlesini yalnızca karasal alanlarla sınırlı bırakmayarak, Atlantik’e kadar taşıyacak bir dalga kılavuzu oluşturmuştur.
Jetin arka tarafında gelişen güçlü arktik soğuk adveksiyonu, Kuzey Atlantik’te baroklinik kontrastı keskinleştirerek ardışık ve derin siklogenezleri tetiklemiştir. Genel akış zonal karakterini korurken, Avrupa–Akdeniz havzasında downstream jet etkileşimi akışı giderek meridyenel bir yapıya zorlamış; bu durum siklon yollarının Güney ve Batı Avrupa üzerinden Doğu Akdeniz ve Türkiye’ye kadar açık kalmasına neden olmuştur.
Bu sinoptik kurgu altında, önümüzdeki süreçte Batı ve Güney Avrupa kıyıları başta olmak üzere fırtınalı ve yer yer aşırı yağışlı sistemlerin aralıklarla etkili olması beklenmektedir. Türkiye özelinde ise özellikle batı ve güney kıyı kesimlerde, yaklaşık bir hafta boyunca aralıklı yağışlı havaların zaman zaman ülke geneline yayılması, kıyı bölgelerde su baskınları ve kuvvetli rüzgâr ile fırtına riskini artırmaktadır.
Bu sürecin uzama olasılığı var.